Hepimiz internette, sosyal medyada ya da çeşitli bloglarda o kusursuz, ışıl ışıl ve büyüleyici pozları görüyoruz. Göz alıcı makyajlar, havalı peruklar, iddialı kıyafetler ve “Ben buradayım!” diyen bir duruş. Peki, o ekranda gördüğünüz bir saniyelik karelerin, o meşhur travesti fotoğrafları arşivinin arkasında aslında neler yaşanıyor? Gelin, bugün sizinle bir çay (ya da kahve) eşliğinde dertleşelim. Çünkü o işler hiç de ekranda göründüğü kadar kolay, sadece bir “tık” ile biten bir süreç değil!
Eğer hazırsanız, İstanbul’un o kaotik ama bir o kadar da büyülü atmosferinde, o muazzam pozların arkasındaki teri, gözyaşını ve en çok da kahkahayı konuşmaya başlıyoruz.
O İki Saniyelik Pozun Arkasındaki Devasa Emek
Bir fotoğraf karesi düşünün. Harika bir ışık, muhteşem bir gülümseme ve kusursuz bir stil. Siz o travesti fotoğrafları arasında gezinirken, muhtemelen “Vay canına, ne kadar da zahmetsiz ve güzel görünüyor” diyorsunuz. Ah, canlarım benim, o “zahmetsiz” kelimesini bir de bize sorun!
O fotoğrafın çekilmesinden saatler önce başlayan bir maraton var. Kontür yaparken koldaki kasların ağrıması, takma kirpiği yapıştırırken gözün sulanması, o daracık korselerin içinde nefes almaya çalışırken bir yandan da poz vermeye çabalamak… Bütün bunlar bir araya geldiğinde ortaya bir sanat eseri çıkıyor. Fotoğraf, o emeğin sadece vitrini. Aslında o kare, “Ben bu makyaja üç saatimi verdim, bu topuklularla İstanbul’un Arnavut kaldırımlarında yürüdüm, hakkını vereceksin!” diyen bir manifestodur.
Travesti Fotoğrafları Sadece Görsel mi Yoksa Bir Hikaye mi?
Her fotoğrafın bir dili vardır derler. Bizim fotoğraflarımızın dili genelde oldukça yüksek sesli ve eğlencelidir. Ancak o ihtişamın ardında çok derin bir kendini ifade etme çabası yatar.
Filtreler, Işıklar ve Hayatın Gerçekleri
Ring light (halka ışık) bizim en yakın dostumuz, sadık sırdaşımızdır. Doğru açıyı bulmak için bazen odanın içinde telefon elimizde, kendi etrafımızda Mevlana gibi döndüğümüz olur. Neden? Çünkü o doğru ışık, yüzümüzdeki o muazzam sanat eserini ortaya çıkaran yegane şeydir.
Ancak travesti fotoğrafları sadece filtrelerden ibaret değildir. O fotoğraflarda bir özgüven patlaması, bir varoluş kutlaması vardır. Toplumun dayattığı kalıplara atılmış, son derece şık ve topuklu bir tekmeyi temsil eder. O yüzden o fotoğraflara bakarken sadece bir makyaj veya kıyafet görmeyin; orada kendi kurallarını yazan güçlü karakterler var.
İstanbul Sokaklarında Çekim Yapmanın Cilveleri
Ah İstanbul… Taşı toprağı altın, trafiği çile, sokakları ise bizim için dev bir fotoğraf stüdyosu! Dış mekan çekimi yapmaya karar verdiğimizde başımıza gelenler resmen bir komedi filmine senaryo olur.
İstiklal Caddesi’nde rüzgarın peruğunuzu uçurmaması için verdiğiniz o destansı mücadeleyi düşünün. Ya da Galata’da o şahane pozu tam verecekken arkadan aniden kadraja giren simitçi abinin şaşkın bakışlarını… İstanbul’un dokusu o kadar canlı ki, bu sokaklarda çekilen travesti fotoğrafları her zaman bir sürpriz barındırır. İnsanların bazen hayranlıkla, bazen merakla bakan gözleri arasında o pozu bozmadan durabilmek, inanın bana, ciddi bir profesyonellik gerektirir. Biz sadece poz vermiyoruz, aynı zamanda şehrin o delidolu ritmine ayak uyduruyoruz.
En İyi Kareler Nasıl Yakalanır? (Küçük Sırlarımız)
Peki bu işin sırrı ne? Size biraz da işin mutfağından, o meşhur tüyolarımızdan bahsedelim:
- Özgüven En İyi Makyajdır: İstediğiniz kadar pırlantalar takın, eğer içinizdeki o “Ben şahaneyim” hissini kameraya yansıtamazsanız, fotoğraf eksik kalır.
- Doğru Açı Hayat Kurtarır: Çeneyi hafif aşağı eğip, kamerayı hafif yukarıdan tutmak… Bu taktiği bilmeyenimiz yoktur! Boynumuz tutulana kadar o açıyı ararız.
- Mizahı Unutmayın: En iyi kareler, aslında kahkaha atarken yanlışlıkla çekilenlerdir. O samimi anlar, kurgulanmış pozlardan her zaman daha fazla hikaye anlatır.
Deklanşöre Basarken Biz
Uzun lafın kısası tatlım, internette beğeni yağmuruna tuttuğunuz o travesti fotoğrafları, sadece birer imajdan ibaret değil. Her biri ince ince işlenmiş birer sanat eseri, bol kahkahalı bir hazırlık sürecinin meyvesi ve hayata karşı atılmış cesur bir adımdır. Bir dahaki sefere o karelere bakarken, arka planda çalan pop şarkısını, aynanın karşısında geçen saatleri ve kameraya atılan o çapkın bakışın altındaki güçlü duruşu hatırlayın.
Biz buralardayız, en güzel halimizle parlamaya ve kendi hikayemizi kendi istediğimiz gibi, en şık pozlarla anlatmaya devam edeceğiz!



