travesti berrak beylikdüzü

Travesti Berrak ile Beylikdüzü’nü Konuştuk: Metrobüs, Site Hayatı ve Sahilde Çay

Beylikdüzü’ne taşınacağımı söylediğimde annem sadece “Kızım, orası İstanbul’a dahil mi?” diye sordu. Haklıydı da. İlk hafta Avcılar’dan sonrasını harita uygulamasına üç kez sordum, üçünde de “Biraz daha devam edin” dedi. Merhaba, ben travesti Berrak. Bugün sizinle beş yıldır yaşadığım, bazen söylendiğim ama vazgeçemediğim Beylikdüzü’nü konuşacağız.

Metrobüste yaşadığım varoluş krizlerini, site WhatsApp grubundaki savaşları, Yaşam Vadisi’nde yürüyüş yaparken başıma gelenleri anlatacağım. Sonunda da bir mini Beylikdüzü sözlüğü bırakacağım. Kahveni al, ayaklarını uzat. Uzun bir sohbet olacak.

Travesti Berrak Kimdir, Neden Beylikdüzü?

Kendimi kısaca anlatayım: Kahvaltıyı ciddiye alırım, dizileri sezonluk değil gecelik bitiririm. Hayatı da ne çok ağır ne çok hafif almaya çalışırım. Arada kalan o tatlı yerde yaşarım.

“Neden Beylikdüzü?” sorusunu çok duyuyorum. Arkadaşlarımın yarısı Cihangir’de, yarısı Kadıköy’de. Ben de ortada, haritanın en batısında, tek başıma bayrak dalgalandırıyorum. Cevabım basit: Burada gökyüzü geniş, evler ferah, deniz yakın. Bir de kirası, Cihangir’deki bir arkadaşımın balkonunun aylık bedeline denk geliyor. Bu da önemli bir detay.

Travesti Berrak olarak İstanbul’da pek çok yerde oturdum. Beylikdüzü bana ilk başta biraz “fazla düzenli” geldi. Geniş caddeler, sıra sıra siteler, her yerde AVM. Sonra fark ettim ki bu düzen insanı rahatlatıyor. Kaos sevenler için Taksim var, ben akşamları huzur istiyorum.

Küçük itiraf: İlk ay her akşam pencereden bakıp “Ben ne yaptım?” dedim. İkinci ay “İyi ki yapmışım” demeye başladım. Üçüncü ay ise Kadıköy’e gitmek bana yurt dışı seyahati gibi gelmeye başladı.

Metrobüs: Beylikdüzü’nün Kalbi ve Benim Sınavım

Beylikdüzü’nde yaşıyorsan metrobüsle bir ilişkin olmak zorunda. Benimkisi tam bir “ne seninle ne sensiz” ilişkisi.

Son duraktan binmenin bir ayrıcalığı var: Oturacak yer bulabilme ihtimali. Ama bu ihtimal sabah sekizde yüzde üçe düşüyor. Bir sabah koltuğa oturmayı başardım, sevinçten neredeyse ağlayacaktım. Tam o sırada yanıma oturan amca bana bütün yolculuk boyunca torununun matematik notlarını anlattı. Zincirlikuyu’ya vardığımızda torunun adını, öğretmenin adını ve hatta veli toplantısında kimin kime ne dediğini biliyordum. Amca inerken “Kızım, sen çok iyi dinliyorsun” dedi. Ben de “Amcacığım, kaçacak yerim yoktu” demedim tabii.

Metrobüste hayatta kalma rehberim

  • Kulaklık hayat kurtarır. Müzik çalmasa bile tak. Sohbet etmek isteyen teyzelere karşı en güçlü kalkan budur.
  • Topuklu ayakkabı çantada taşınır. Metrobüste topukluyla ayakta durmak, olimpiyat branşı olmalı. Ben spor ayakkabıyla binip iş yerinin asansöründe değiştiriyorum.
  • Parfümü abartma. Kalabalıkta herkes zaten birbirinin kokusunu yeterince alıyor.
  • Avcılar’da sabırlı ol. O durakta içeri giren kalabalık, bir festival kapısı açılmış gibi geliyor. Nefesini tut, geçecek.

Site Hayatı: WhatsApp Grubu Bir Dizi Gibi

Beylikdüzü demek site demek. Benim oturduğum sitede yaklaşık iki yüz daire var. WhatsApp grubunda da tam iki yüz farklı fikir.

Grupta en sevdiğim karakter, üçüncü bloktan Nermin Hanım. Nermin Hanım her sabah tam yedide “Günaydın komşular” yazıp çiçekli bir görsel atıyor. Saat sekizde de “Otoparkta yine biri benim yerime park etmiş” diye mesaj atıyor. Yıllardır bu döngü değişmedi. Ben artık güne onun mesajlarıyla başlıyorum. Bir gün mesaj gelmedi, açık söyleyeyim, endişelendim. Meğer telefonunu torununa vermiş.

Bir de havuz meselesi var. Yaz gelince site havuzu, ülkenin en tartışmalı konusu haline geliyor. Saat kaçta açılacak, çocuklar ne zaman girecek, kim şezlonga havlu bırakıp kayboldu… Geçen yaz bir şezlong yüzünden açılan tartışma iki hafta sürdü ve sonunda yönetici istifa etti. Ben de o şezlongun sahibinin kim olduğunu biliyorum ama sır tutmayı da bilirim. (Nermin Hanım değil, onu söyleyeyim.)

Komşularımla ilişkim başta biraz mesafeliydi. Asansörde göz göze gelip sessizce yere bakardık. Sonra bir gün kapıcı Hasan Abi’nin kızına makyaj tüyoları verdim, mezuniyet töreni için. O günden beri bloğun yarısı beni “Berrak abla” diye çağırıyor. Bayramda kapımın önüne baklava bırakan bile oldu. İnsanlar tanıyınca değişiyor, bunu Beylikdüzü bana bir kez daha gösterdi.

Yaşam Vadisi: Yürüyüş, Kaz ve Dramatik Düşünceler

Beylikdüzü’nde en sevdiğim yer kesinlikle Yaşam Vadisi. Uzun bir yeşil koridor düşün, ortasından su akıyor, etrafında koşan, yürüyen, piknik yapan insanlar. Akşamüstü orada yürümek bana terapiden daha iyi geliyor. Üstelik ücretsiz.

Ben genelde “bugün sporumu yapacağım” diyerek giderim. Bir tur atarım, sonra bir bankta oturup gün batımını izlerim. Sonra simitçiyi görürüm. Yürüyüşün net kazancı genelde sıfırın altında kalır ama ruhuma iyi geldiği kesin.

Bir keresinde gölet kenarında otururken bir kaz bana doğru yürümeye başladı. Önce sevimli buldum. Sonra kaz kararlı adımlarla çantama yöneldi. Meğer çantadaki poğaçanın kokusunu almış. İki dakika boyunca bir kazla poğaça için pazarlık yaptım. Etraftaki çocuklar bizi izlerken kahkahadan yerlere yattı. Sonunda poğaçanın yarısını verdim, o da gururla gitti. O kazı hâlâ görüyorum, bana selam veriyor gibi bakıyor. Ya da tehdit ediyor, emin değilim.

Yaşam Vadisi için küçük notlar

  • Hafta sonu sabah erken git, sakin olur.
  • Akşamüstü ışığı fotoğraf için harika.
  • Yanında su ve rahat ayakkabı olsun, vadi düşündüğünden uzun.
  • Kazlara karşı poğaçanı sıkı tut.

Sahil Keyfi: Gürpınar ve Kavaklı’da Çay Saati

Beylikdüzü’nün Marmara’ya açılan bir sahili olduğunu çoğu kişi bilmiyor. Ben de taşınana kadar bilmiyordum. Gürpınar ve Kavaklı taraflarında sahile inip deniz kenarında çay içmek, haftanın en güzel anlarından biri.

Arkadaşlarımı ilk kez sahile getirdiğimde hepsi şaşırdı. “Berrak, burası İstanbul mu gerçekten?” dediler. Rüzgâr, martı, dalga sesi… Tek eksik, karşıda Boğaz manzarası. Onun yerine ufukta kocaman bir mavi var. Ben buna “sınırsız manzara” diyorum, kulağa daha lüks geliyor.

Bir yaz akşamı arkadaşım Deniz’le sahilde otururken, Deniz eski sevgilisine mesaj atıp atmamak konusunda bir buçuk saat konuştu. Ben bu sürede dört bardak çay içtim, iki tost yedim ve bir balıkçı amcayla oltacılık üzerine kısa bir eğitim aldım. Deniz sonunda mesajı atmadı. Ben de olta almadım. İkimiz de doğru kararı verdik bence.

AVM’ler: Beylikdüzü’nün Gizli Mahalle Meydanları

Beylikdüzü’nde AVM sadece alışveriş yeri değil, bir sosyal yaşam alanı. Kışın yağmurda, yazın sıcakta herkes kendini bir AVM’ye atıyor. Marmara Park, Perlavista, Beylicium derken insanın haftalık rotası kendiliğinden oluşuyor.

Benim AVM ritüelim şöyle: “Sadece bir şey bakacağım” diye girerim. Üç saat sonra elimde iki poşet, bir kahve ve hiç ihtiyacım olmayan bir mum ile çıkarım. Mum koleksiyonum şu an bir hediyelik eşya dükkânını kıskandıracak seviyede.

Bir gün bir mağazada deneme kabininde elbise denerken kapının dışından tatlı bir ses geldi: “Abla, o renk sana çok yakışmış.” Kızın biri aynada beni görmüş. Konuşmaya başladık, kahve içtik, şimdi ayda bir buluşup alışverişe çıkıyoruz. Travesti Berrak olarak söyleyebilirim ki en güzel arkadaşlıklar bazen bir kabin perdesinin arkasında başlıyor.

Beylikdüzü’nde Günlük Hayat: Pazar, Fırın ve Rüzgâr

Hafta içi her şey hızlı geçiyor ama Beylikdüzü’nün asıl ruhu hafta sonu ortaya çıkıyor. Semt pazarına gitmek benim için bir gelenek. Pazarcı Ramazan Abi’den domates almadan hafta başlamıyor. Ramazan Abi her seferinde “Berrak’ım, senin için en güzellerini ayırdım” diyor. Sonra aynı cümleyi arkamdaki teyzeye de söylüyor. Ama olsun, inanmayı tercih ediyorum.

Mahalledeki fırının sıcak ekmeği ayrı bir mutluluk. Sabah dokuzda o kuyruğa giren herkes aynı amaca hizmet ediyor: Ekmeğin ucunu eve gitmeden koparmak. Ben de o ucu koparan nesildenim, utanmıyorum.

Bir de rüzgâr meselesi var. Beylikdüzü rüzgârlı bir yer. Saatlerce uğraştığım fönüm, apartman kapısından çıktığım anda modern sanat eserine dönüşüyor. İlk yıllarda buna çok sinirlenirdim. Şimdi “dağınık ama bilinçli” bir stil benimsedim. Moda böyle doğuyor zaten.

Travesti Berrak’tan Mini Beylikdüzü Sözlüğü

Beylikdüzü’nde yaşayanların kendine has bir dili var. İşte kısa bir sözlük:

  • “Şehre iniyorum”: Avcılar’dan sonrasına gitmek. Yani İstanbul’un geri kalanı.
  • “Son durak”: Bir yer değil, bir yaşam tarzı.
  • “Site toplantısı”: Kibar başlayıp efsanevi biten etkinlik.
  • “Beş dakikaya geliyorum”: Metrobüs varsa kırk beş dakika, yoksa Allah bilir.
  • “Bir AVM’ye uğrayalım”: Akşamın kalanını orada geçirmek.

Beylikdüzü Bana Sabrı ve Gülümsemeyi Öğretti

Beylikdüzü belki İstanbul’un en havalı semti değil. Instagram’da en çok paylaşılan sokakları burada yok. Ama burada sabahları kuş sesiyle uyanıyorsun, akşamları denize karşı çay içiyorsun. Komşun bayramda kapına baklava bırakıyor, pazarcı sana en güzel domatesleri ayırdığını söylüyor. Bunlar küçük şeyler gibi görünüyor ama hayatı güzelleştiren tam da bunlar.

Travesti Berrak olarak burada sadece bir ev bulmadım. Biraz da kendimi buldum. Sabretmeyi metrobüste, paylaşmayı site grubunda, gülmeyi Yaşam Vadisi’ndeki o kazla öğrendim. Yolun bir gün buralara düşerse son durakta in, sahile doğru yürü ve bir çay söyle. Gerisini Beylikdüzü halleder.

Scroll to Top