travesti birsen

Özür Dilemeyi Öğrenin Travesti Birsen’den Gönülden Bir Ders

Bir tartışmanın ortasında haklı olduğundan o kadar eminsindir ki, sonradan haksız çıkınca “özür dilerim” demek dünyanın en zor üç hecesi gibi gelir, değil mi? Ben travesti Birsen, İstanbul’un dar sokaklarında, kalabalık vapurlarında ve bitmek bilmeyen dedikodularında pişmiş bir kadın olarak diyorum ki: özür dilemek bir sanattır. Ve maalesef çoğumuz bu sanatta tam bir amatörüz.

Bu yazıda sana özür dilemenin neden bu kadar zor olduğunu, nasıl doğru yapılacağını ve benim bu konuda yaşadığım rezaletleri anlatacağım. Evet, rezalet kelimesini bilerek seçtim, çünkü travesti Birsen’in özür dileme tarihçesi tam bir komedi filmi senaryosudur. Çayını koy, otur, çünkü bu yazı uzun ama söz veriyorum bir o kadar da samimi olacak.

Neden Özür Dilemek Bu Kadar Zor?

Açık konuşalım. “Özür dilerim” demek aslında iki kelime. Ama o iki kelimeyi söylemek bazen koca bir dağı tek başına taşımak gibi hissettiriyor. Neden mi? Çünkü özür dilemek, hata yaptığını kabul etmek demek. Ve biz insanlar hata yapmayı sevmeyiz, hatta hatayı kabul etmeyi hiç sevmeyiz.

Egomuz var ya, o ego bizim baş belamız. O ses sürekli kulağına fısıldar: “Sen haklısın, neden özür dileyesin ki?” İşte tam o anda durup düşünmek gerekiyor. Çünkü çoğu zaman o ses bizi haklı çıkarmak için değil, sadece kendini korumak için konuşur.

Ben uzun yıllar bu sesle yaşadım. Tartışmalarda son sözü söyleyen kişi olmak benim için bir gurur meselesiydi. Sonra fark ettim ki, son sözü söyleyerek kazandığım hiçbir tartışma yoktu. Sadece kaybettiğim arkadaşlıklar, soğuyan ilişkiler ve gece yatakta dönüp duran bir vicdan vardı.

İlk Büyük Özür Hatam: Kuaför Olayı

Sana bir hikâye anlatayım, hâlâ hatırlayınca yüzüm kızarıyor. Yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, Nükhet. Bir gün bana yeni saç rengini gösterdi, gururla. Ben de o meşhur dürüstlüğümle “Aa, sana hiç yakışmamış canım, kim yaptı bunu sana?” dedim. Nükhet’in yüzü düştü, ben fark bile etmedim.

Sonradan öğrendim ki saçını kendisi boyamış, hem de benim doğum günüm için güzel görünmek istemiş. İşte o an yerin dibine girdim. Ama travesti Birsen o zamanlar inatçının tekiydi. “Ben sadece dürüst davrandım, niye alınıyor ki” diye kendimi savundum günlerce.

Üç hafta küs kaldık. Üç koca hafta. Sonunda dayanamadım, kapısını çaldım. Elimde çiçek, gözümde yaş, ağzımda o iki zor kelime: “Özür dilerim.” Nükhet kapıyı açtı, beni gördü ve güldü. “Geç sevgilim, çay koyuyorum” dedi. İşte o an anladım: Özür dilemek seni küçültmez, aksine büyütür.

Sahte Özür ile Gerçek Özür Arasındaki Uçurum

Şimdi gel sana bir şey öğreteyim. Herkes özür diler ama çoğu insan aslında özür dilemez. Şaşırdın mı? Açıklayayım.

Sahte özür şuna benzer: “Eğer alındıysan özür dilerim.” Bu cümleyi duyduğun an kaç, çünkü bu özür değil. Bu, suçu sana atan sinsi bir manevra. “Eğer alındıysan” demek, “aslında ben bir şey yapmadım ama sen fazla hassassın” demektir. Bunu yapan insanlardan uzak dur, hatta mümkünse engelle.

Gerçek özür ise sorumluluğu alır. “Şunu söyledim, yanlıştı, seni üzdüğüm için üzgünüm” der. Arada dağlar kadar fark var. Travesti Birsen olarak yıllar içinde öğrendiğim en değerli ders bu oldu: Özür dilerken “ama” kelimesini kullanırsan, o özür değildir.

“Özür dilerim ama sen de…” Hayır canım, hayır. O “ama”dan sonra gelen her şey özrünü çöpe atar. Özür dilerken nokta koymayı öğren. “Özür dilerim.” Nokta. Bitti. Devamı yok.

Özür Dilemenin İncelikleri

Özür dilemek de bir zanaat gibi, ustalık ister. Yıllar içinde bu konuda epey yol kat ettim, bazı incelikleri seninle paylaşayım.

Zamanlama Her Şeydir

Kavganın tam ortasında, herkes sinirliyken özür dilemek işe yaramaz. Çünkü o an kimse seni duymaz. Biraz bekle, ortam sakinleşsin, kalpler yumuşasın. Ama çok da bekleme. İki gün sonra “Geçen gün için özür dilerim” demek hâlâ iyidir, ama iki ay sonra demek “Bu kadar geç mi aklına geldi” sorusunu doğurur.

Ben bir keresinde komşumla bir park yeri meselesinde tartıştım. O an o kadar sinirliydim ki ağzıma geleni söyledim. Akşam sakinleşince utandım. Ertesi sabah kapısına bir tabak börek götürdüm. Börek konuşmaya başlamadan önce yarısı bitmişti zaten, özür de börekle birlikte tatlandı.

Beden Dili Konuşur

Özür dilerken kollarını kavuşturup, gözlerini devirip, surat asarsan, o özrün sıfır değeri vardır. Karşındakinin gözüne bak. Samimi ol. Sesin yumuşasın. İnsanlar kelimelerden çok tonlamaya ve duruşa bakar.

Bir keresinde sevgilime özür dilerken telefonla oynuyordum. “Tamam tamam özür dilerim işte” dedim ekrana bakarak. Sonuç: ikinci bir kavga. Çünkü ben özür dilemiyordum, sadece tartışmayı bitirmek istiyordum. Aradaki farkı karşındaki anında hisseder.

Telafi Etmeyi Unutma

Bazen “özür dilerim” yetmez. Eğer birine somut bir zarar verdiysen, onu telafi etmen gerekir. Arkadaşının en sevdiği bardağı kırdıysan, sadece özür dileyip geçme, ona yeni bir bardak al. Hatta daha güzelini al.

Telafi, özrünün ciddi olduğunu gösterir. Lafla peynir gemisi yürümez, derler ya. Özür de öyle. Bazen eylem, kelimeden daha güçlü konuşur.

Özür Dilemenin İlişkilere Faydası

Bir ilişkide, ister aşk olsun ister dostluk, özür dileyebilmek olmazsa olmazdır. Hiç kavga etmeyen çift yoktur. Önemli olan kavga etmemek değil, kavgadan sonra barışabilmek.

Travesti Birsen olarak şunu gördüm: En uzun süren ilişkiler, en çok özür dileyebilen insanların ilişkileridir. Çünkü özür dilemek, “sen benim için bu gururumdan daha değerlisin” demenin en güzel yoludur.

Düşünsene, biri sana “Haklıydın, ben yanıldım, özür dilerim” diyor. O an o kişiye olan saygın artmaz mı? İşte özür dilemek seni zayıf değil, güçlü gösterir. Gerçekten güçlü insanlar hatalarını kabul etmekten korkmaz.

Çocuklara Örnek Olmak

Eğer etrafında çocuklar varsa, onlara özür dilemeyi öğretmenin en iyi yolu kendin özür dilemektir. Bir yeğenim var, küçükken ona yanlışlıkla sert davranmıştım. Sonra yanına oturdum, “Birsen teyzen sana kızdı, özür dilerim, bu doğru değildi” dedim. O küçük insanın gözündeki o şaşkınlık ve sonra gelen kocaman gülümseme paha biçilemezdi.

Büyükler özür dilemez sanır çocuklar. Ama dilediğinde, onlara çok değerli bir ders vermiş olursun. Hata yapmak ayıp değil, hatada ısrar etmek ayıptır.

Kendinden Özür Dilemeyi de Öğren

Şimdi sana çoğu kişinin atladığı bir şeyden bahsedeceğim. Başkalarından özür dilemeyi konuştuk, peki ya kendinden?

Evet, yanlış duymadın. Bazen en çok kendimize haksızlık ederiz. Kendimizi sürekli eleştiririz, küçük hatalar için kendimizi yıllarca yargılarız. Aynaya bakıp “Ne aptalım” deriz. İşte bu da bir tür zulüm, hem de kendine.

Ben uzun süre geçmişteki hatalarım yüzünden kendime kızgın yaşadım. Sonra bir gün dedim ki, “Birsen, sen de bir insansın, hata yaptın, geçti gitti.” O gün kendimden özür diledim. Garip geliyor değil mi? Ama inan, içimdeki o ağırlık biraz hafifledi.

Kendine karşı nazik ol. Geçmişteki Birsen elinden geleni yapmıştı, o günkü bilgisiyle. Şimdiki Birsen ise daha akıllı. Bu yüzden geçmiş hatalarım için kendimi affetmeyi öğrendim. Sen de öğren.

Özür Dilerken Yapılan En Komik Hatalar

Madem bu kadar samimiyiz, gel sana özür dilerken yapılan klasik hataları anlatayım. Çoğunu bizzat yaptım, o yüzden uzman sayılırım.

  • Özrü uzatmak: “Özür dilerim, yani biliyorsun ben aslında öyle demek istemedim ama o an öyle oldu işte, sen de biraz…” Dur. Nefes al. Özür kısa olur. Uzattıkça mahvedersin.
  • Espriyle geçiştirmek: Bazen ciddi bir an gelir, sen şaka yaparsın. Hayır canım. Her şeyin bir zamanı var. Ben bir keresinde özür dilerken espri yaptım, karşımdaki “Sen hâlâ dalga geçiyorsun” diye daha çok sinirlendi.
  • Hediyeyle satın almak: Hediye güzeldir ama özrün yerine geçmez. Önce gönülden özür dile, hediye onun süsü olsun, kendisi değil.
  • Üçüncü kişiye söyletmek: “Ona söyle, ben özür diliyormuşum.” Yok öyle bir şey. Özür birinci ağızdan dilenir. Aracı koyma araya.
  • Sosyal medyadan özür: Birini incittiysen, ona yüz yüze veya hiç değilse telefonla ulaş. Story’ye laf atarak özür dilenmez. Bu pasif agresifliktir, özür değil.

Affedilmemeyi de Kabul Et

Şimdi sana zor bir gerçeği söyleyeceğim. Bazen özür dilersin ama karşındaki seni affetmez. Ve bu onun en doğal hakkıdır.

Özür dilemek, affedilmeyi garanti etmez. Sen üzerine düşeni yaparsın, gönülden özür dilersin, ama gerisi karşındakine kalmış. Onu affetmeye zorlayamazsın. “Ben özür diledim ama hâlâ kızgın, ne biçim insan” diyemezsin. Çünkü iyileşmek zaman alır.

Travesti Birsen olarak bunu zor yoldan öğrendim. Birine çok büyük bir hata yapmıştım, özür diledim, o affetmedi. İlk başta çok kırıldım. Sonra anladım ki, ben özür dileyerek vicdanımı temizledim ama onun iyileşmesi benim takvimime göre olmak zorunda değildi. Saygı duydum, geri çekildim.

Bazen en güzel özür, karşındakine alan tanımaktır. “Hazır olduğunda buradayım” demek ve gerçekten beklemek.

Pratik İpuçları: İyi Bir Özür Nasıl Olur?

Hadi sana toparlayıcı bir liste vereyim. Bunu telefonuna kaydet, lazım olur:

  1. Sorumluluğu al: “Ben şunu yaptım ve bu yanlıştı.” Suçu başkasına atma.
  2. Net ol: Neyin için özür dilediğini açıkça söyle. Belirsiz özürler işe yaramaz.
  3. “Ama” deme: Özrünü “ama” ile zehirleme. Nokta koymayı öğren.
  4. Empati göster: “Seni üzdüğümü anlıyorum, bunun için gerçekten üzgünüm.”
  5. Telafi öner: “Bunu nasıl düzeltebilirim?” diye sor.
  6. Davranışını değiştir: En önemlisi bu. Aynı hatayı tekrar yaparsan, ilk özrün de boşa gider.

İşte gerçek özür bu. Süslü kelimelere gerek yok, samimiyete var.

Sıkça Sorulan Sorular

Özür dilemek beni zayıf gösterir mi?

Tam tersi. Özür dilemek cesaret ister. Gururunu bir kenara koyup hatanı kabul etmek, en güçlü insanların yapabildiği bir şeydir. Zayıf olan, hatasını kabul edemeyendir.

Karşımdaki özür dilemiyorsa ben niye dileyeyim?

Çünkü sen onun aynası değilsin. Sen kendi vicdanından sorumlusun, onun davranışından değil. Doğru olanı yap, gerisini bırak.

Çok geç kaldıysam özür dilemenin anlamı var mı?

Her zaman vardır. Geç özür, hiç özür dilememekten iyidir. Belki ilişki eskisi gibi olmaz ama vicdanın rahatlar ve karşındakine değer verdiğini gösterirsin.

Özür Bir Köprüdür

İşte travesti Birsen ve özür dileme felsefesi bu kadar. Özür dilemek bir yenilgi değil, bir köprüdür. İki kalp arasında, soğumuş bir ilişkide, kırılmış bir gönülde kurduğun bir köprü.

Hayatım boyunca öğrendim ki, gururu bir kenara koyup “özür dilerim” diyebilen insanlar en huzurlu olanlardır. Çünkü onlar geçmişin yükünü taşımazlar. Hatalarını kabul eder, telafi eder ve yola devam ederler.

Bugün kime özür borçlusun, bir düşün. Belki yıllardır aklının bir köşesinde duran o kişiye. Belki annene, belki eski bir dostuna, belki de aynadaki kendine. O telefonu aç, o kapıyı çal, o mesajı yaz. Korkma, “özür dilerim” demek seni küçültmez, aksine içini ferahlatır.

Unutma sevgilim, özür dilemeyi bilen kalp, sevmeyi de bilir. Hadi şimdi git, birine borçlu olduğun o özrü dile. Birsen’den emir niyetine bir tavsiye! Sonra gelip bana anlat, çaylar benden

Scroll to Top