kartal travesti rüya

Kartal’ın Kraliçesi Rüya’dan İnciler: Sahil Boyu Dedikodu ve Hayat Dersleri

Kartal’ın o meşhur rüzgarı peruğumu neredeyse Marmara Denizi’ne uçuruyordu, zor kurtardım! Hazırsanız çayınızı, kahvenizi, varsa o gizli zuladaki şarabınızı kapın gelin. Çünkü bugün konumuz Kartal travesti Rüya ve onun bu güzel semtteki şenlikli hayatı.

Beni bilen bilir, bilmeyen de Google’a “Kartal’ın en tatlı belası kim?” diye sorsun, cevabı almazsa da canı sağ olsun. Ben Rüya. Kartal’ın tozunu yutmuş, sahilinde çok topuk kırmış, minibüs caddesinde şoförlerle çok ağız dalaşına girmiş o meşhur Rüya.

Bugün size biraz kendimden, biraz Kartal’ın o kendine has havasından, biraz da bizim camianın tatlı sert hallerinden bahsedeceğim. Ama öyle sıkıcı, ansiklopedi gibi değil; biz bize, dedikodu tadında…

Kartal’a Hoş Geldiniz: Anadolu Yakası’nın Gizli Cenneti

Şimdi canlarım, Kartal deyip geçmeyin. Eskiden buralar hep dutlukmuş derler ya, bizim buralar da eskiden fabrikalarla doluydu. Şimdi ise rezidanslar gökyüzünü deliyor ama bizim ruhumuz hala o eski mahalle kültüründe. Ben bu semte ilk geldiğimde, elimde bir bavul, kalbimde koca bir umut, ayağımda da o zamanlar moda olan o korkunç platform topuklular vardı.

Kartal travesti Rüya olarak nam salmadan önce, Rüya’nın sadece bir hayal olduğu zamanlardı. İlk evimi tuttuğum günü hiç unutmam. Emlakçı bana bakıyor, ben emlakçıya bakıyorum. Adamcağız “Abla ev güzel de, komşular biraz muhafazakar” diyor. Ben de adama yapıştırdım cevabı: “Ayol ben de muhafazakarım, akşam 10’dan sonra müziğin sesini asla açmam, sadece kahkahamın desibeli biraz yüksek olabilir!” Adam gülmekten kontratı zor imzaladı.

İşte Kartal böyle bir yer bebeğim. Başta sana mesafeli durur, sonra bağrına basar. Tıpkı o meşhur Kartal heykeli gibi; dışarıdan sert, ama gölgesinde serinleten cinsten.

Sahil Yolu Maceraları: Rüya’nın Podyumu

Benim için Kartal demek, sahil demek. O uzun sahil şeridi var ya, işte orası benim kişisel podyumum. Sabahları yürüyüşe çıktığımda (ki genelde öğlen 2 gibi uyanırım, benim sabahım odur), martılar bile beni selamlar. “Gak” diyorlar ama ben onu “Günaydın Rüya Hanım, bugün yine yakıyorsunuz” diye çeviriyorum.

Geçen gün sahilde yürüyorum, üzerimde o çok sevdiğim leopar desenli elbisem. Rüzgar da bir esiyor, etekler Marilyn Monroe misali havalanıyor. Yanımdan geçen teyzeler “Cık cık” yapıyor. Döndüm bir tanesine, “Teyzem,” dedim, “Sen de giy, senin de havalansın, hayat kısa, bacaklarına yazık değil mi?” Kadın önce şaşırdı, sonra kıkırdadı. “Deli kız,” dedi. İşte o an anladım ki, Kartal travesti Rüya olmak demek, sadece süslenip püslenmek değil, insanların yüzüne o beklenmedik tebessümü kondurabilmek demek.

Balıkçılar ve Ben: Aşk-Nefret İlişkisi

Kartal sahilinin balıkçıları meşhurdur. Oltalarını atarlar, saatlerce denize bakarlar. Ben de bazen yanlarına otururum. “Rastgele beyler,” derim. En başta beni yadırgarlardı. Şimdi ise “Ooo Rüya abla, gel bir çayımızı iç,” diyorlar.

Bir keresinde balıkçılardan biri, “Rüya, senin kısmetin de bu balıklar gibi, hep kaçıyor mu?” diye sordu. Güldüm. “Ayol benim kısmetim kaçmıyor, ben seçiciyim! Hamsiyle, istavritle uğraşmam, ben lüfer peşindeyim!” dedim. Ortalık yıkıldı.

İşte bu samimiyet, Kartal’ın ruhunda var. İnsanlar birbirine dokunmayı, şakalaşmayı seviyor. Ben de bu mozaiğin en renkli taşıyım belki de.

Kartal Çarşı ve Esnaf Lokantaları

Gelelim mide meselesine… Can boğazdan gelir, Rüya da iskenderden! Kartal Çarşı’ya indiğimde midem bayram eder. Orada bir dönerci abimiz var, adı lazım değil, şimdi reklam olmasın (sponsorluk anlaşmamız henüz yok şekerim). Beni her gördüğünde “Rüya Sultan geldi, çift lavaş hazırlayın!” diye bağırır.

Yemek yemek benim için bir ritüeldir. Hele o esnaf lokantalarındaki kuru fasulye-pilav ikilisi… Yanına bir de turşu, of diyorum! Bir gün yine bir esnaf lokantasındayım, kaşığımı pilava daldırmışım, dünyadan kopmuşum. Yan masada iki genç çocuk fısır fısır konuşuyor. Belli ki beni konuşuyorlar. Döndüm, “Çocuklar,” dedim, “Fısıldaşmayın, yüksek sesle sorun, Google’dan daha hızlı cevap veririm.”

Çocuklar kıpkırmızı oldu. Sonra biri cesaretini topladı, “Abla, senin hayat zor değil mi?” dedi. Lokmayı yuttum, derin bir nefes aldım. “Zor be çocuğum,” dedim. “Ama bak şu pilava, taneleri tek tek ayrılmış, ne güzel değil mi? Hayat da böyle. Bazen lapa olur, bazen tane tane dökülür. Önemli olan kaşıklamaktan vazgeçmemek.” Çocuklar bu felsefi cevabıma bayıldı. O günden beri beni her gördüklerinde selam verirler.

Kartal travesti Rüya olmak, bazen bir abla, bazen bir filozof, bazen de sadece karnı aç bir müşteri olmayı gerektirir.

Gece Hayatı ve Kartal’ın Işıkları

Kartal’ın gecesi bir başkadır. Gündüzün o keşmekeşi biter, yerini ışıkların dansına bırakır. Bizim camiada gece hayatı önemlidir ama ben artık biraz emekliye ayrıldım sayılır (şaka şaka, Rüya asla emekli olmaz!). Sadece artık daha seçiciyim.

Eskiden Dragos taraflarında ne partiler verirdik. Şimdi daha çok sakin kafelerde, dost meclislerinde takılıyorum. Ama sanmayın ki enerjim bitti! Geçen hafta bir arkadaşımın doğum günü vardı, Kartal’da bir mekanda toplandık. DJ müziği bir açtı, Tarkan’dan “Şımarık”. Ayol beni tutabilene aşk olsun! Masanın üstüne çıkmadım ama sandalyede öyle bir dans ettim ki, garsonlar servis yapmayı unuttu.

Kartal travesti Rüya efsanesi, gece olduğunda daha bir parlar. Çünkü gece, kusurları örter, ruhları açığa çıkarır. Bizim gibiler için gece, bir sığınaktır. Ama Kartal’da gece, aynı zamanda bir özgürlüktür. Kimse kimseye karışmaz, herkes kendi eğlencesinde.

Minibüs Caddesi: Hayatta Kalma Rehberi

Kartal’dan bahsedip de o meşhur minibüs caddesinden (Bağdat Caddesi’nin devamı ama bizim versiyonumuz) bahsetmemek olmaz. O minibüsçüler yok mu o minibüsçüler… Hepsi ayrı bir alem.

Bir gün minibüse bindim, en arkaya geçtim. Şoför aynadan bakıyor. “Abla nereye?” dedi. “Mutluluğa kaptan,” dedim, “Ama Pendik’ten geçiyorsa orada ineyim.” Bütün minibüs koptu. Şoför, “Abla senin için direksiyonu Mars’a kırarım,” dedi.

Tabii her zaman bu kadar keyifli olmuyor. Bazen bakışlar rahatsız edici olabiliyor, bazen laf atan çıkıyor. Ama Kartal travesti Rüya pabuç bırakır mı? Asla! Laf atana cevabım hep hazırdır. Zekam, topuklarımdan daha sivridir, bunu unutmasınlar.

Rüya’nın Güzellik Sırları (Sadece Size Özel)

Çok soruyorsunuz (yani en azından ben soruyorsunuz diye varsayıyorum), “Rüya, bu kadar ışıltılı kalmayı nasıl başarıyorsun?” diye. Sırrım çok basit: Kendini sevmek ve bol bol nemlendirici!

Şaka bir yana, Kartal’ın havası cildime iyi geliyor. Denizden gelen iyot kokusu doğal botoks etkisi yaratıyor sanki. Ama tabii kuaförümü de es geçemem. Kartal’da bir kuaförüm var, elleri sihirli. Oraya girdiğimde kendimi Külkedisi gibi hissediyorum, çıktığımda ise baloya giden prenses (saat 12’de kabağa dönüşmeyeninden).

Bir gün fön çektiriyorum, kuaförüm dedi ki: “Rüya, saçların biraz yıpranmış.” Dedim ki: “Ayol hayatım yıpranmış, saçım yıpransa ne olur? Kırıklarını al, gerisi hallolur.” Hayattaki mottom budur kızlar. Kırıkları aldıracaksın, yola devam edeceksin.

Aşk Meşk İşleri: Kartal’da Romantizm

Ah ah, yarama tuz basmayın! Aşk defterim o kadar kabarık ki, ansiklopedi yazsam ciltlere sığmaz. Ama şu aralar nadasa bıraktım kalbimi.

Kartal erkekleri… Nasıl desem… Biraz sert, biraz delikanlı, ama içlerinde pamuk gibi bir kalp taşıyan cinsten. Bir zamanlar bir sevgilim vardı, Kartal sahilinde el ele yürürdük (gece karanlığında tabii, mahalle baskısı malum). Bana, “Sen benim Rüya’msın, uyanmak istemediğim,” derdi. Yalanmış be anam! Meğer adamın uykusu ağırmış, uyandı ve gitti!

Ama olsun, Kartal travesti Rüya aşka küsmez. Her biten aşk, yeni bir şarkının başlangıcıdır. Şimdi Spotify listemde Sezen Aksu çalıyor, ben önüme bakıyorum. Belki bir gün o beyaz atlı prens (ya da beyaz Doblo’lu enişte) gelir, kim bilir?

Toplumsal Bakış ve Bizim Mücadelemiz

Şimdi biraz da ciddileşelim, o kadar güldük eğlendik. Trans birey olmak, hele ki İstanbul’un karmaşasında var olmaya çalışmak kolay değil. Kartal travesti Rüya olarak ben de nasibimi aldım zorluklardan.

İnsanların önyargılarını kırmak, atomu parçalamaktan zor derler ya, Einstein amca halt etmiş! Biz her gün o önyargılarla savaşıyoruz. Markete girdiğimde kasiyerin yüzündeki o ifade, sokakta yürürken arkamdan fısıldaşmalar… Başlarda çok üzülürdüm, eve gidip ağlardım. “Neden beni olduğum gibi sevmiyorlar?” diye sorardım aynadaki Rüya’ya.

Sonra fark ettim ki, sorun bende değil. Sorun, insanların kendi kalıplarında. Ben o kalıplara sığmıyorum, taşırıyorum! Ve bu taşmak, benim en büyük gücüm.

Kartal halkı bu konuda beni çok şaşırttı aslında. Evet, çürük elmalar her yerde var ama genel olarak buranın insanı, “Zarar gelmezse, bizden biri” mantığında. Bakkal amca halimi hatırımı sorar, manav “Rüya abla taze çilek geldi” diye seslenir. Bu küçük anlar, benim için dünyalara bedel. Çünkü kabul görmek, bir insanın en temel ihtiyacıdır.

Rüya’dan Tavsiyeler Köşesi

Blogumun bu kısmını sizden gelen sorulara (telepatik yolla aldığım sorulara) ayırıyorum. Hayat tecrübelerimden süzülen birkaç damla bilgeliği paylaşayım:

  1. Kendin Ol, Taklitler Aslını Yaşatır: Başkası olmaya çalışma bebeğim. Sen sensin, biriciksin. Rüya gibi olacaksan, kendi rüyanı yaşa.
  2. Gülmek Devrimci Bir Eylemdir: En zor anında bile gülümse. Kahkaha, düşmanlarını şaşırtır, dostlarını sevindirir.
  3. Ucuz Ayakkabı Giyme: Bak burası çok önemli. Hayat, rahatsız ayakkabılarla yürümek için çok kısa. Hem duruşunu bozar hem de moralini.
  4. Dedikodu Yapma, Analiz Yap: Bizim yaptığımız dedikodu değil, sosyolojik durum tespiti! Bunu unutma.

Son Söz: Rüya Devam Ediyor

Evet canlarım, Kartal travesti Rüya ile bir blog yazısının daha sonuna geldik. Umarım okurken biraz olsun gülümsemiş, biraz olsun dertlerinizden uzaklaşmışsınızdır.

Ben Kartal sokaklarında topuk tıkırtılarımla var olmaya, sahilde rüzgarla dans etmeye ve hayatı tüm renkleriyle kucaklamaya devam edeceğim. Beni görürseniz selam vermekten çekinmeyin. Belki bir çay içer, iki lafın belini kırarız.

Unutmayın, hayat bir rüya ise, en güzel rolü kendinize verin. Başrol sizsiniz, figüranlarla uğraşmayın!

Hepinizi o güzel yanaklarınızdan (ve eğer izin verirseniz o güzel ruhlarınızdan) öpüyorum.

Sevgiyle, pullarla, payetlerle kalın!

Sizin Rüya’nız.


Kartal Travesti Rüya Hakkında Sıkça Sorulanlar (Yani Ben Kendi Kendime Sordum)

S: Rüya abla, Kartal’da en sevdiğin yer neresi?
C: Tabii ki sahil bandı bebeğim! Orada yürürken aldığım oksijen ve attığım stres paha biçilemez. Bir de Aydos Ormanı var ama oraya topukluyla çıkmak zor oluyor, spor ayakkabı giymem lazım, o da imajımı sarsıyor!

S: Neden Kartal?
C: Çünkü Kartal, İstanbul’un balkonu gibidir. Hem şehrin içindesin hem de bir o kadar dışında, huzurlu. Ayrıca kiralar (bir zamanlar) uygundu, şimdi Allah kerim.

S: Blogunda neler paylaşacaksın?
C: Moda, makyaj, aşk, ilişkiler, yemek tarifleri (yumurta kırabiliyorum sadece ama olsun), semt dedikoduları… Aklına ne gelirse! Burası bizim özgür alanımız.


Not: Bu yazı tamamen eğlence ve samimiyet amaçlı yazılmıştır. Kartal travesti Rüya karakteri, hayatın içinden, bizden biridir. Önyargılarınızı kapıda bırakın, içeri öyle girin!

Scroll to Top