bakırköy travesti aslı

Bakırköy Travesti Aslı: Gecenin Rengi ve Özgürlük Meydanının Öteki Yüzü

Selam millet! Hazır mısınız? Çünkü bugün kemerlerinizi bağlamayın, gevşetin. Şöyle bir arkanıza yaslanın, kahvenizi ya da akşam keyfinizi alın elinize. Bugün rotamızı İstanbul’un en nev-i şahsına münhasır, en “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeyen, aksine yılanı bile dansa kaldıran semtine çeviriyoruz: Bakırköy’e! Ve tabii ki bu semtin gecelerine damgasını vuran o efsanevi isme: Bakırköy travesti Aslı.

Bakırköy dendi mi akla ne gelir? Özgürlük Meydanı mı? Sahil mi? Akıl hastanesi şakaları mı? (Bayatladı artık onlar, geçelim). Benim aklıma direkt o cıvıl cıvıl çarşısı, bitmek bilmeyen insan seli ve güneş battıktan sonra ortaya çıkan o bambaşka enerji geliyor. İşte bu enerjinin tam göbeğinde, herkesin tanıdığı, tanımayanın da namını duyduğu Aslı var. Aslı’yı anlatmadan Bakırköy gecelerini anlatmak, tuzsuz çorbaya benzer; içersin ama tadı damağında kalmaz.

Bugün size biraz dedikodu, biraz semt kültürü, biraz da hayatın o “gökkuşağı” tarafından bahsedeceğim. Hazırsanız, Bakırköy’ün o meşhur kalabalığına karışıyoruz.

Özgürlük Meydanı’ndan Sahile: Bir Semt Gezintisi

Bakırköy öyle bir yer ki, sabah emeklisiyle simitçisiyle sakin başlar, öğlen öğrencisiyle işçisiyle karışır, akşam olunca da bambaşka bir kimliğe bürünür. Şöyle İncirli’den aşağı doğru salındığınızı düşünün. İnsanların yüzünde o İstanbul’un diğer semtlerinde pek görmediğimiz bir rahatlık vardır. Sanki herkes “Aman boş ver be!” demiş de sokağa çıkmış gibidir.

Geceleri sahil hattı, ayrı bir dünya. Arabaların bagajında kurulan seyyar sofralar, gitar çalan gençler ve tabii ki o meşhur kafeler… İşte Bakırköy travesti Aslı ile ilk karşılaşmamız da tam böyle bir akşamda, sahilin o tatlı esintisinde gerçekleşti desem yalan olmaz ama biraz daha aksiyonlu oldu.

Aslı, sadece bir isim değil burada, bir marka. Hani bazı insanlar vardır, girdikleri ortamın havasını değiştirirler. Negatif enerjiyi alır, yerine kahkaha ve “ayol”lar serpiştirirler. Aslı da tam öyle biri. Bakırköy’ün gece hayatında, o mekanların loş ışıkları altında parlayan bir yıldız gibi.

Aslı’nın Dünyası: Kahkaha, Gözyaşı ve Biraz da Rimel

Peki, kim bu Aslı? Neden herkes onu konuşuyor? Öncelikle şunu söyleyeyim; Aslı’yı tanımak için önyargılarınızı o meşhur Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin bahçesine gömmeniz lazım. Çünkü Aslı, hayatı filtreli yaşamayanlardan.

Bir gün bir mekanda oturuyoruz, yan masada bir gürültü koptu. Biri hesaba itiraz ediyor, garson kan ter içinde. O sırada kapıdan Bakırköy travesti Aslı girdi. Üzerinde payetli bir elbise, ayağında apartman topuklar (ki o topuklarla nasıl yürüdüğü NASA tarafından incelenmeli, yerçekimine meydan okuyor), saçlar zaten olay. İçeri girmesiyle ortamdaki gerginlik bıçak gibi kesildi. “Ay ne bağırıyorsunuz, sağır sultan duydu Zeytinburnu’ndan!” diye bir girişi vardı ki, o kavgacı adam bile neye uğradığını şaşırdı.

Aslı’nın olayı bu işte; samimiyet. Yapmacıklık yok. Canı sıkkınsa suratı asıktır, mutluysa tüm sokağı inletir. Onunla sohbet etmek, terapi seansı gibi. Ama terapistiniz size “Çocukluğuna inelim” demiyor da, “O ruju o elbiseyle sürdüğüne inanamıyorum tatlım” diyor.

Aslı, Bakırköy’ün her köşesini avcunun içi gibi bilir. Hangi köfteci gece 3’te açıktır, hangi taksici güvenilirdir, hangi mekanda müzik iyidir… Ayaklı Google gibidir mübarek. Bakırköy travesti Aslı anahtar kelimesiyle arama yapmanıza gerek yok, sokağa çıkıp “Aslı nerede?” deyin, size yerini gösterirler.

Bakırköy Geceleri ve Eğlencenin Raconu

Gelelim şu meşhur gece hayatına. Bakırköy’de eğlence, Taksim’in o eski kaotik haline benzemez, Kadıköy’ün o bazen fazla “cool” kaçan havasına da benzemez. Buranın eğlencesi daha bir “biz bize”dir. Daha bir mahalle havası vardır ama mahallenin en çılgın sakinleri toplanmıştır.

Eğer yolunuz buraya düşerse ve geceyi dışarıda geçirmek isterseniz, karşınıza çıkacak manzaralara hazırlıklı olun. Bir yanda türkü barda efkarlanan abiler, diğer yanda club’da kopan Z kuşağı, beride de Bakırköy travesti Aslı ve arkadaş grubuyla kahkahalar atan bir kitle. Bu çeşitlilik, Bakırköy’ü Bakırköy yapan şey.

Aslı ile bir gece dışarı çıktığınızı hayal edin. Önce meşhur bir balıkçıda başlar gece. Rakılar doldurulur, mezeler gelir. Aslı başlar anlatmaya. “Geçen gün bir manita yaptım, çocuk sanırsın Kıvanç Tatlıtuğ ama ağzını açınca oldu sana İlyas Salman!” diye. Masadakiler gülmekten yerlere yatar. Aslı’nın aşk hayatı zaten ayrı bir dizi senaryosu. Netflix gelse, 5 sezon garanti çeker.

Sonra rotayı barlara çevirirsiniz. Aslı’nın girdiği mekanda DJ bile müziği değiştirir. “Aslı geldi, hareketli bir şeyler çalalım” modu açılır. O dans etmeye başlayınca, pistteki herkes ona eşlik eder. Çünkü o enerji bulaşıcıdır. Bakırköy travesti Aslı, sadece eğlenmeyi değil, eğlendirmeyi de çok iyi bilir.

Bir Bakırköy Efsanesi: “Aslı’nın Topuğu Kırıldığı Gece”

Bakırköy efsaneleri bitmez ama benim favorim “Aslı’nın Topuğu Kırıldığı Gece”dir. Bu hikayeyi Aslı’dan dinlemek lazım aslında ama ben size özet geçeyim.

Bir yılbaşı gecesi, hava buz gibi ama içerisi yanıyor. Aslı yine sahnede gibi, pistin tozunu attırıyor. Tam Sezen Aksu’dan “Rakkas” çalarken, o meşhur apartman topuklardan biri “ben artık bu yükü taşıyamam” deyip isyan bayrağını çekiyor. Çat! Topuk kırılıyor. Normalde ne olur? İnsan düşer, rezil olur, morali bozulur değil mi?

Aslı ne yapıyor peki? Hiç istifini bozmadan diğer ayakkabıyı da çıkarıp fırlatıyor, “Bu gece yerle temasımız artacak!” deyip çıplak ayakla dans etmeye devam ediyor. Bütün mekan alkış kıyamet. O gece Bakırköy travesti Aslı, sadece bir eğlence figürü değil, aynı zamanda kriz yönetim uzmanı olduğunu da kanıtlıyor. O günden sonra kimse topuğu kırıldı diye üzülmedi bu semtte, “Aslı usulü devam” dediler.

Önyargılar, Zorluklar ve “Aslı Gibi” Olmak

Tabii her şey bu kadar tozpembe değil, bunu da konuşmak lazım. Gökkuşağının altında her zaman hazine olmuyor, bazen çamur da oluyor. Aslı ve arkadaşları, toplumun bazı kesimlerinin o delici bakışlarına, fısıldaşmalarına, hatta bazen sözlü tacizlerine maruz kalıyorlar. Ama Bakırköy’ün güzelliği de burada ortaya çıkıyor. Bu semt, farklılıkları kucaklamayı diğer pek çok yere göre daha iyi beceriyor.

Aslı bir keresinde şöyle demişti: “Beni yargılayanların yarısı gizli hayranım, diğer yarısı da benim kadar cesur olamadığı için kıskananlar.” Ne kadar doğru, değil mi? Bakırköy travesti Aslı olmak, sadece makyaj yapıp sokağa çıkmak değil; bir duruş sergilemek demek. “Ben buradayım, olduğum gibiyim ve bundan mutluyum” diyebilmek demek.

Aslı’nın yaşadığı zorlukları anlatırken bile araya bir espri sıkıştırması, onun hayata tutunma şekli. “Ayol geçen biri laf attı, dönüp ‘Canım o gömlekle bana laf atma hakkını nereden buluyorsun, git önce bir stil danışmanına görün’ dedim, çocuk morardı” diye anlatır en kötü anısını bile. Mizah, onun kalkanı. Ve inanın bana, o kalkanı delmek hiç kolay değil.

Aslı’nın Güzellik Sırları (Uygulaması Riskli Olabilir!)

Şimdi hanımlar, beyler, ekran başındakiler… Aslı’nın o pürüzsüz cildinin ve her daim parlayan makyajının sırlarını merak ediyorsunuzdur. Ben sordum, sizin için öğrendim. Ama baştan uyarayım, bu sırlar biraz “Aslıca”.

  1. Uyku Düzeni: “Güzellik uykusu yalan şekerim, güzellik eğlencesi diye bir şey var. Ne kadar eğlenirsen o kadar gençleşirsin. Ben vampir gibiyim, güneş doğunca uyurum.”
  2. Cilt Bakımı: “Salatalığı yüzüme koymam, yerim. Cildime sürdüğüm tek şey, kaliteli fondöten ve biraz da hayatın cilvesi.” (Burada marka vermeyelim, reklam olmasın ama Aslı paraya kıyar, söyleyeyim).
  3. Ruh Sağlığı: “Dertleri içine atma, sokağa at. Birine mi kızdın? Git yüzüne söyle, rahatla. İçine atarsan kırışıklık yapar.”

Şaka bir yana, Bakırköy travesti Aslı kendine bakmayı biliyor. Onun makyaj masasını görseniz, profesyonel bir kuaför salonu sanırsınız. Her renk far, her çeşit ruj… Ve o kontür işlemi! Yemin ediyorum, yüz hatlarını yeniden çiziyor sanki. Picasso görse “Ben bu tekniği neden düşünemedim” derdi.

Neden Bakırköy? Neden Aslı?

İstanbul kocaman bir metropol. Nişantaşı’sı var, Etiler’i var, Kadıköy’ü var… Peki neden Bakırköy ve neden Aslı bu kadar özel? Çünkü burası “gerçek”. Burada yapaylıklara yer yok. Aslı da bu gerçekliğin en somut örneği.

Nişantaşı’nda bir kafede otururken kasılan insanları görürsünüz. Herkes birbirini süzer, “Acaba çantamın markası görünüyor mu?” diye düşünür. Bakırköy’de ise insanlar “Acaba bu akşam nereye akıyoruz?” diye düşünür. Aslı, bu samimiyetin bayrak taşıyanı.

Eğer bir gün yolunuz Bakırköy’e düşerse, gözleriniz Aslı’yı arasın. Belki sahilde bir bankta oturmuş denizi izliyordur, belki Ebuzziya Caddesi’nde mağazalara bakıyordur, belki de bir mekanda kahkahasını çınlatıyordur. Onu gördüğünüzde çekinmeyin, selam verin. “Blogda okudum seni” deyin. Muhtemelen size “Hangi deli yazmış ayol beni?” diyecektir ama emin olun, o selamı en sıcak şekilde alacaktır.

Bakırköy travesti Aslı, bu semtin sadece bir sakini değil, yaşayan bir efsanesidir. Onun hikayesi, aslında hepimizin hikayesi. Özgür olma, mutlu olma, kendi gibi olma çabası. Sadece o, bunu biraz daha ışıltılı, biraz daha topuklu ve çok daha cesurca yapıyor.

Son Sözler ve Tavsiyeler

Bu yazıyı buraya kadar okuduysanız, demek ki içinizde biraz da olsa o “Bakırköy ruhu” var. Size birkaç tavsiye ile veda edeyim:

  • Yargılamayın: Hayat, başkalarını yargılamak için çok kısa. Herkesin bir hikayesi, bir mücadelesi var. Aslı gibi insanları tanımadan haklarında konuşmak, kitabın kapağına bakıp içeriğini eleştirmeye benzer.
  • Eğlenmeyi Ertelemeyin: Aslı’nın felsefesi budur. “Yarına çıkacağımız belli mi ayol, vur patlasın çal oynasın!”
  • Bakırköy’ü Keşfedin: Sadece alışveriş için değil, insanlarını tanımak için gelin. Oturun bir çay için, esnafla sohbet edin. Ve tabii ki gece hayatına bir şans verin.
  • Kendiniz Olun: En önemli ders bu. Bakırköy travesti Aslı, bize kendimiz olmanın ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Kim ne derse desin, siz kendi yolunuzda, kendi topuklarınızla (veya spor ayakkabılarınızla) yürümeye devam edin.

Umarım bu yazı yüzünüzde bir tebessüm oluşturmuştur. Bakırköy’ün ışıltılı gecelerinden, Aslı’nın renkli dünyasından size aktaracaklarım şimdilik bu kadar. Ama unutmayın, Bakırköy’de hikayeler bitmez, her gece yeni bir macera başlar.

Belki bir sonraki yazıda Aslı ile yaptığımız bir röportajı paylaşırım, kim bilir? O zamana kadar, rimeliniz akmasın, neşeniz solmasın! Hadi öptüm hepinizi, bye!


Aslı’dan İnciler (Bonus Bölüm)

Yazıyı bitirmeden, Aslı’nın dillerden düşmeyen, literatüre girmesi gereken bazı laflarını da şuraya bırakayım da tam olsun:

  • “Erkekler otobüs gibidir şekerim, biri gider biri gelir. Önemli olan durağı şaşırmamak.”
  • “Bana laf atacağına git kendine bir beyin al, indirimdeymiş diyorlar.”
  • “Hayat bir podyumdur, düşsen bile kalkıp pozunu vereceksin.”
  • “Benim havam senin meteorolojini bozar tatlım, hiç bulaşma.”

İşte böyle… Bakırköy travesti Aslı, sadece bir kişi değil, bir yaşam felsefesi. Bu felsefeyi biraz olsun hayatımıza katabilirsek, belki biz de pazartesi sendromlarını daha kolay atlatırız, ne dersiniz?

Bakırköy’ün sokaklarında kaybolun, müziğin ritmine kendinizi bırakın ve eğer şanslıysanız, Aslı ile karşılaşıp o meşhur kahkahasını canlı canlı duyarsınız. O zaman ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

Sevgiyle, ışıltıyla ve bol kahkahayla kalın!

Scroll to Top