ataşehir travesti bloğu

Ataşehir Travesti Bloğu: Kahkahalar, Topuk Tıkırtıları ve Biraz da Dedikodu

Selam canlarım, İstanbul’un en havalı semtlerinden birinin, yani Ataşehir’in nabzını tutan bu güzide köşeye hoş geldiniz! “Ataşehir travesti bloğu da nereden çıktı?” diye düşünenleriniz olabilir. Hemen cevaplıyorum: E çünkü neden olmasın? Her köşesi lüks rezidanslar, şık kafeler ve cillop gibi yollarla dolu bu semtin bir de bizden, yani hayatın renkli yüzünden bir bakışa ihtiyacı vardı. Kemerlerinizi bağlayın, çünkü bol kahkahalı, birazcık dramalı ve bolca samimiyet içeren bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bu blog sadece bir “Ataşehir travesti bloğu” değil, aynı zamanda hayatın içinden, kahkahalarla dolu anların, topuklu ayakkabılarla aşılan kilometrelerin ve gecenin bir yarısı canımız çektiğinde yediğimiz o bol soslu ıslak hamburgerlerin hikayesidir. Ataşehir’in o parlak ışıkları altında yaşanan, çoğu zaman kimsenin görmediği ama aslında en gerçeğinden olan hayatları masaya yatıracağız. Hazırsanız, çayınızı kahvenizi alın, arkanıza yaslanın ve bu renkli dünyanın kapılarını aralayın.

Neden Ataşehir? Şanzelize mi Sandın Bebeğim?

İstanbul’un her semtinin kendine has bir ruhu, bir dokusu var. Beşiktaş’ın o cıvıl cıvıl anarşist ruhu, Kadıköy’ün bohem ve entelektüel havası, Nişantaşı’nın “bugün ne giysem de paparazziye yakalansam” telaşı… Peki ya Ataşehir? Ataşehir, sanki cetvelle çizilmiş gibi duran düzenli sokakları, gökyüzüne uzanan modern binaları ve her köşe başında karşınıza çıkan lüks arabalarıyla adeta “Ben yeni nesil zenginliğin ve düzenin merkezîyim” diye bağırır.

İşte tam da bu yüzden buradayız! Bu kadar düzenin, bu kadar “mış gibi” yapmanın içinde birazcık kaos, birazcık gerçeklik ve bolca renk katmaya geldik. Bizler, yani travesti bireyler, hayatın o en gri anlarına bile simlerimizi, pullarımızı ve kahkahalarımızı bulaştıran insanlarız. Bu yüzden Ataşehir gibi planlı programlı bir semtte var olmak, adeta siyah beyaz bir filmin içine en canlı renklerle dalmak gibi bir şey.

Bir düşünsenize, Watergarden’da kuğu gibi salınırken yan masadaki teyzenin o “anam bu ne” bakışları… Ya da Metropol İstanbul’da en şık halimizle alışveriş yaparken, güvenlik görevlisinin telsizinden duyulan “şüpheli şahıs” anonsunun aslında bize yapıldığını anlamamız… Komik değil mi? Bence komik. Çünkü biz bu bakışları çoktan tiye almayı, bu anonsları birer madalya gibi göğsümüzde taşımayı öğrendik. Ataşehir travesti bloğu tam da bu anların, bu trajikomik hikayelerin bir günlüğü olacak. Burada, Ataşehir’in o jilet gibi duruşunun arkasındaki insan hikayelerine, bizim hikayelerimize tanık olacaksınız.

Topuklu Ayakkabıyla Ataşehir Yokuşlarını Aşma Sanatı

Ataşehir düz ayak bir yer gibi görünse de, inanın bana, hiç de öyle değil. Özellikle o lüks sitelerin girişlerindeki hafif eğimler, 15 santimlik stiletto’lar üzerindeyseniz Everest Dağı’na tırmanmakla eşdeğer bir efora dönüşebiliyor. Bir keresinde, yine böyle şıkır şıkır giyinmiş, saçı başı yapılı bir şekilde bir arkadaşımın evine gitmeye çalışıyorum. Tam sitenin o meşhur, hafif ama ölümcül yokuşuna geldim ki, topuğum mazgalın arasına bir girdi… O anki çaresizliğimi görmeniz lazımdı. Bir yanda dağılmaya yüz tutmuş topuzum, diğer yanda mazgala sıkışmış, adeta “ben buradayım, beni kurtar” diye bağıran ayakkabım.

İşte o an anladım ki, Ataşehir’de travesti olmak sadece mental bir güç değil, aynı zamanda ciddi bir fiziksel kondisyon da gerektiriyor. O yokuşlar, o uzun mesafeler, o “aaa market sitenin diğer ucundaymış” anları… Hepsi birer hayatta kalma mücadelesi. Ama biz ne yapıyoruz? Tabii ki pes etmiyoruz. O topuklu ayakkabıyla mazgaldan kurtulmanın bir yolunu buluyor, dağılan saçı iki tel tokayla toparlayıp, hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam ediyoruz. Çünkü bizler, hayatın bize çıkardığı her engebeyi, her mazgalı birer podyum gibi görmeyi bilen insanlarız. Bu Ataşehir travesti bloğu, işte bu podyumda atılan her adımın hikayesidir.

Ataşehir’de Sosyal Hayat: “Ay Kızım O Kimdi?” Anları

Ataşehir, sosyal hayatın oldukça canlı olduğu bir yer. Her köşe başında bir kafe, bir restoran, bir eğlence mekanı var. Peki, bir travesti olarak bu sosyal hayata dahil olmak nasıl bir duygu? İki kelimeyle: Bol dedikodulu!

Gittiğiniz her mekanda gözlerin üzerinizde olması kaçınılmaz. İlk başlarda bu durum biraz rahatsız edici olabiliyor. “Acaba neyime bakıyorlar? Saçım mı bozuldu, makyajım mı aktı?” gibi sorular zihninizde dönüp duruyor. Ama zamanla alışıyorsunuz. Hatta bu ilgiden keyif almaya başlıyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz ki, o an o mekandaki en dikkat çekici, en konuşulan kişi sizsiniz.

Bir keresinde arkadaşlarımla çok popüler bir mekanda oturuyoruz. Kahvelerimizi yudumluyor, günün dedikodusunu yapıyoruz. Yan masamızda oturan iki kadın, bize baktıklarını hiç çaktırmadan fısır fısır konuşuyorlar. Kulak misafiri olmamak imkansız. Biri diğerine, “Ay kızım bak, ne kadar güzel değil mi? Ama sanki bir tuhaflık var” diyor. Diğeri de “Bilmem, belki estetiklidir” diye cevap veriyor. Bizimkiler kendi aralarında bir tıp kongresi düzenlemişler resmen, benim üzerimden estetik cerrahinin geldiği son noktayı tartışıyorlar. Dayanamayıp masalarına döndüm ve en tatlı gülümsememle, “Hanımefendi, merakınızı gidereyim. Evet, estetik harikasıyım ama en büyük estetiğim kahkahalarım. Bir kahve ısmarlayayım da beraber gülelim mi?” dedim. Kadınların o anki yüz ifadesi paha biçilmezdi.

İşte Ataşehir travesti bloğu yazılarımda bu tür anılara sıkça yer vereceğim. Çünkü bu anlar, sadece komik değil, aynı zamanda toplumun bize olan bakış açısını, önyargılarını ve o önyargıların nasıl kırılabileceğini gösteren küçük dersler niteliğinde. Bizler sadece parlak elbiseler ve yüksek topuklardan ibaret değiliz. Bizler, zekamızla, esprili dilimizle ve en önemlisi insanlığımızla o duvarları yıkabilen, en gergin anları bile bir kahkahayla yumuşatabilen insanlarız.

Market Alışverişinden Gece Hayatına: Bir Travestinin Ataşehir Macerası

Gündelik hayatın en sıradan anları bile bir travesti için Ataşehir’de bir maceraya dönüşebilir. Mesela bir market alışverişi… Rafların arasında dolaşırken, elinizde avokado ile “acaba bu olgunlaşmış mı?” diye düşünürken, arkanızdan gelen bir çocuk sesinin “Anne, bu abla neden senin gibi makyaj yapmış?” diye sorması… O an anneyi bir ter basar, ne diyeceğini bilemez. İşte o anda devreye yine biz giriyoruz. Çocuğa dönüp, “Çünkü ben de kendimi güzel hissetmek istiyorum, tıpkı annen gibi” demek, o çocuğun zihninde küçücük bir pencere açmak, önyargıların daha o yaşta kök salmasını engellemek demek.

Gece hayatı ise tamamen ayrı bir dünya. Ataşehir’in şık mekanlarında eğlenirken, bir yandan müziğin ritmine kendinizi kaptırır, bir yandan da etrafı kesersiniz. Kim kiminle gelmiş, kim ne giymiş, gecenin yıldızı kim olacak? Bu tatlı rekabet, gecenin tuzu biberidir. Tabii ki her zaman gecenin yıldızı biz oluruz, o ayrı konu! Ama bu yıldızlığın da bir bedeli var. Dans ederken birinin gelip kulağınıza “Sen gerçek misin?” diye fısıldaması mı dersiniz, yoksa tuvalette makyaj tazelerken içeri giren birinin sizi görüp çığlık atarak geri kaçması mı… Hepsi yaşandı, hepsi test edildi ve onaylandı.

Bu blog, tüm bu anları sansürsüz bir şekilde sizlerle paylaşacak. Ataşehir travesti bloğu okuyucuları olarak, sizler sadece bir izleyici olmayacaksınız. Bu hikayelerin bir parçası olacak, bizimle gülecek, bizimle şaşıracak ve belki de birazcık bizimle hüzünleneceksiniz. Çünkü hayat dediğimiz şey, tam da bu duyguların bir karışımı değil midir?

Son Söz: Simlerin ve Kahkahaların Gücü Adına!

Evet canlarım, Ataşehir travesti bloğu’nun bu ilk yazısının sonuna geldik. Umarım bu küçük tanışma faslı hoşunuza gitmiştir. Bu daha başlangıç! Önümüzdeki yazılarda Ataşehir’in altını üstüne getirecek, en gizli kalmış köşelerinden en popüler mekanlarına kadar her yeri bizim gözümüzden göreceksiniz.

Unutmayın, hayat size limon veriyorsa, siz ondan tekila yapıp shot atın! Hayat size düz ve sıkıcı yollar sunuyorsa, siz o yollarda en parlak topuklularınızla dans edin. Bizler, hayatın bize dayattığı tüm kuralları, kendi renklerimizle yeniden yazan insanlarız. Ve Ataşehir, bizim için sadece bir semt değil, aynı zamanda üzerinde kendi hikayemizi yazdığımız dev bir tuval.

Bu blog, sadece Ataşehir’de yaşayan travesti bireyler için değil. Kendini farklı hisseden, kalıplara sığmayan, hayatın gri tonlarından sıkılmış herkes için bir buluşma noktası olacak. Burada yargılanmak yok, ötekileştirilmek yok. Sadece samimiyet, bolca kahkaha ve birbirimize destek olmak var.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, o zamana kadar kendinize iyi bakın, bol bol sim sürün ve kahkaha atmayı asla unutmayın! Unutmayın, en güzel makyaj, içten bir gülümsemedir. Ama tabii biraz da highlighter fena olmaz. Öpüldünüz

Scroll to Top