travesti ebru bakırköy

Travesti Ebru’dan Bakırköy Maceraları: Kahkahalar, Topuk Tıkırtıları ve Bir Dilim Nostalji

Selam ben mahallenizin en şen şakrak, en afili kızı, namıdiğer Travesti Ebru! Bugün sizi klavyemin tuşlarına takıp, topuklu ayakkabılarımın tıkırtıları eşliğinde İstanbul’un o canım semtlerinden birine, Bakırköy’e götürüyorum. Ama öyle sıradan bir gezi yazısı beklemeyin. Bu, bol kahkahalı, biraz dedikodulu, bolca anı dolu bir travesti ebru bakırköy güzellemesi olacak. Hazırsanız kemerlerinizi bağlayın, çünkü bol virajlı ve eğlenceli bir yolculuğa çıkıyoruz!

Şimdi bazılarınız “Ebru’cum, onca semt varken neden Bakırköy?” diye sorabilir. Haklısınız da. İstanbul derya deniz, her köşesi ayrı bir hikaye, ayrı bir alem. Ama Bakırköy’ün bende yeri ayrıdır, kalbimde küçücük bir tahtı vardır. Hani bazı yerler vardır, ruhunuza dokunur, size kendinizi “evde” hissettirir. İşte Bakırköy benim için tam da böyle bir yer. Gençliğimin ilk heyecanları, ilk kalp çarpıntıları, ilk “acaba topuklum kaldırıma takılır mı?” endişelerim hep bu semtin sokaklarında yankılandı.

İlk Adımlar: Ebru’nun Bakırköy ile Tanışması

Her şey yıllar yıllar önce, Ebru’nun henüz tam olarak bu şimdiki alımlı, kendinden emin kadın olmadığı zamanlarda başladı. O zamanlar içimdeki kadın yeni yeni filizleniyor, kendini göstermek için adeta çırpınıyordu. Ve bu çırpınışların ilk sahnesi, o meşhur Bakırköy Özgürlük Meydanı oldu. O zamanlar Carousel AVM yeni yeni parlıyor, Galleria deseniz hala popülerliğinin zirvesinde. Ben de bir cumartesi günü, en cesur halimi takınıp, o zamanlar için devrim niteliğinde sayılan (en azından benim için öyleydi) hafif dolgu topuklu ayakkabılarımı giyip kendimi Bakırköy’ün kalabalığına atmıştım.

Aman Allah’ım, o heyecanı size anlatamam! Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyor, her bakış sanki beni delip geçiyordu. “Acaba anladılar mı? Acaba gülüyorlar mı?” diye içim içimi yerken, bir yandan da kendimi hiç olmadığım kadar özgür hissediyordum. O gün anladım ki Bakırköy, insanı yargılamayan, kendi halinde bırakan bir ruha sahipti. Kimse size “O ne biçim ayakkabı?” ya da “Bu saatte nereye böyle fıstık?” diye laf atmıyordu (en azından o gün atmadılar, sonrasını başka bir yazıda anlatırım, o da ayrı bir macera!). O gün, travesti ebru bakırköy aşkının ilk tohumları atılmıştı.

O ilk günden sonra Bakırköy benim için bir kaçış noktası, bir sığınak oldu. Ne zaman içim daralsa, ne zaman kendimi dünyaya ait hissetmesem, atlar trene, soluğu Bakırköy’de alırdım. Sahilinde yürür, iyot kokusunu içime çeker, martılara simit atardım. Bazen de o meşhur yeraltı çarşısına dalar, saatlerce takılara, kıyafetlere bakar, hayallere dalardım. O çarşının kendine has bir büyüsü vardır, bilirsiniz. İçeride zaman durur, dış dünyayla bağlantınız kopar. Oradaki esnafla ettiğim sohbetler, pazarlık maceralarım başlı başına bir roman olur.

Bakırköy’de Bir Gün: Ebru’nun Gözünden Semt Rehberi

Yıllar geçti, devran döndü, Ebru artık o toy, ürkek kız değil. Artık Bakırköy’ün sokaklarında salına salına, kendimden emin adımlarla yürüyorum. Ve şimdi size, bir bilen olarak, bir travesti ebru bakırköy müdavimi olarak kendi kişisel rehberimi sunmak istiyorum.

Sabah Kahvesi ve Dedikodu Seansı:

Güne enerjik başlamak şart! Benim favori mekanım, ara sokaklarda kalmış, o butik, şirin kafelerden biri. Öyle zincir kahvecileri pek sevmem, ruhu yok gibi gelir. Mis gibi bir Türk kahvesi söylerim, yanına da lokumumu alırım. Sonra açarım telefonumu, başlarım sizin o güzel yorumlarınızı okumaya, mesajlarınıza cevap vermeye. Bazen yan masadaki teyzelerle sohbete dalarım. “Aaa kızım saçların ne güzel, peruk mu?” diye sorarlar. “Yok teyzeciğim, Allah vergisi” der, göz kırparım. O anki şaşkın ama sevecen ifadeleri görmeye değer! Bakırköy insanı sıcaktır, samimidir. Yeter ki siz de onlara o sıcaklıkla yaklaşın.

Alışveriş Çılgınlığı: Nereden Ne Alınır?

Bakırköy demek, alışveriş demek! Ama AVM’lerden bahsetmiyorum. Benim olayım, o cıvıl cıvıl, her telden insanın olduğu sokak pazarları ve pasajlar. Özellikle İstanbul Caddesi üzerindeki pasajlar benim için birer hazine sandığıdır. Abiye mi arıyorsun? En şaşalısı orada. Günlük, şık bir bluz mu lazım? En uygun fiyatlısı orada. Özellikle büyük beden kıyafet arayan canlarım için Bakırköy bir cennettir, bunu da not düşeyim. Bazen öyle parçalar buluyorum ki, sanki sadece benim için yapılmış.

Bir keresinde yeraltı çarşısında gezerken, tam vitrinde hayallerimin payetli elbisesini gördüm. Ama mankenin üzerindeydi. Satıcı amcaya “Amcacım, ne olur şunu bir denesem?” diye yalvardım. Adam önce bir “Olmaz kızım, vitrini bozamayız” diye direndi. Ama benim o masum (ve biraz da cilveli) bakışlarıma dayanamadı. Elbiseyi bir giydim, sanki üzerime dikilmiş! O anki mutluluğumu anlatamam. Elbiseyi kaptığım gibi çıktım. İşte travesti ebru bakırköy maceralarından sadece bir tanesi… Pazarlık yapmayı da unutmayın! “Ağabeyciğim, öğrenciyiz biz de” (ruhen hep öğrenciyim) taktiği her zaman işe yarar.

Öğle Yemeği Molası: Döner mi, Balık mı?

Alışverişten sonra kurt gibi acıkır insan. Bakırköy’de yemek seçenekleri o kadar boldur ki, karar vermek zordur. Eğer canım şöyle hızlı ve lezzetli bir şeyler istiyorsa, istasyon caddesindeki o meşhur dönercilerden birine dalarım. O ekmek arası dönerin tadı hiçbir lüks restoranda yoktur, yemin ederim.

Ama “Bugün kendimi şımartacağım Ebru’cum” modundaysam, rotam kesinlikle sahil tarafındaki balıkçılardır. Mis gibi deniz havası eşliğinde taze bir balık yemek, yanına da şöyle güzel bir salata… Oh, keyfime diyecek olmaz! Garsonlarla şakalaşmayı, onlara takılmayı da ihmal etmem. Bir keresinde bir garsona “Yakışıklı, bu balık denizden yeni mi çıktı, yoksa senin gibi karizmatik miydi?” diye sormuştum. Çocuğun yanakları al al olmuştu. Hayat böyle küçük flörtlerle, tatlı şakalarla daha güzel değil mi ama?

Akşam Sefası: Nerede Eğlenilir?

Gelelim gecelere… Bakırköy geceleri, özellikle hafta sonları oldukça hareketlidir. Barlar sokağı olarak bilinen bölgede her zevke uygun bir mekan bulmak mümkün. Canlı müzik dinlemek isterseniz de seçenek bol, rock barlar da var, pop müzik çalan yerler de. Benim tercihim genelde daha sakin, arkadaşlarla iki lafın belini kırabileceğim, müziğin sohbetimi bastırmadığı yerler oluyor.

Ancak itiraf etmeliyim ki, gençliğimde daha “çılgın” mekanlara takılırdım. O zamanlar bir mekana girer, pistin ortasına atlar, sabaha kadar dans ederdim. Kimin ne dediği umurumda bile olmazdı. O pistin tozunu attıran, enerjisiyle herkesi coşturan o uzun boylu, güzel kadın bendim işte! Ah, ah, ne günlerdi… Şimdi o kadar enerjim var mı bilmiyorum ama damarıma basılırsa yine kimseyi oturtmam, o ayrı! Önemli olan ruhun genç kalması. Ve travesti ebru bakırköy ruhu her zaman genç ve dinamiktir!

Bakırköy’ün Ruhuna Dair Gözlemler

Bakırköy’ü benim için özel kılan şeylerden biri de, farklı dünyalardan insanları bir araya getirmesi. Bir yanda son model arabasından inen şık bir hanımefendi, diğer yanda pazardan filesini doldurmuş emekli bir amca. Bir köşede rock müzik dinleyen gotik gençler, diğer köşede tavla oynayan esnaf… Bu kadar farklılığın bir arada, uyum içinde yaşayabildiği nadir yerlerden biridir Bakırköy.

Ve bu çeşitlilik, bu kozmopolit yapı, beni hep beslemiştir. İnsanları gözlemlemeyi çok severim. Bir kafede oturup saatlerce geleni geçeni izleyebilirim. Her yüz bir hikaye anlatır, her yürüyüş bir karakteri ele verir. Bazen bir çiftin kavgasını izler, içimden onlara akıl veririm. Bazen tek başına oturan yaşlı bir teyzenin hüznünü paylaşırım. Bu gözlemler, bu küçük anlar, hayatı daha anlamlı kılıyor.

Bakırköy, aynı zamanda bir nostalji semtidir. Eski ahşap konakları, cumbalı evleri, tarihi kiliseleri ve sinemalarıyla size geçmişe bir yolculuk yaptırır. Özellikle Yeşilköy’e doğru uzanan sahil yolu, o eski İstanbul ruhunu hala yaşatan nadir yerlerden. O yolda yürürken, kendimi eski bir Türk filminin içinde gibi hissederim. Sanki her an bir köşeden Türkan Şoray ya da Kadir İnanır çıkacakmış gibi gelir.

Son Sözler: Kalbim Bakırköy’de Kaldı

Evet canlarım, lafı çok uzattım yine, farkındayım. Ama konu Bakırköy olunca çenem düşüyor, anılarım sel olup akıyor. Burası benim için sadece bir semt değil; gençliğim, kahkahalarım, hüzünlerim, umutlarım… Kısacası, benliğimin bir parçası. Buranın sokaklarında yürümemiş, yeraltı çarşısında kaybolmamış, sahilinde bir çay içmemiş bir travesti ebru bakırköy düşünülemez.

Eğer bir gün yolunuz Bakırköy’e düşerse, bu yazıyı hatırlayın. O kalabalığın içinde salınarak yürüyen, yüzünde kocaman bir gülümseme olan, uzun boylu, alımlı bir kadın görürseniz, bilin ki o benim. Çekinmeyin, gelin bir “merhaba” deyin. Belki birlikte bir kahve içer, iki lafın belini kırarız.

Hayat kısa, kuşlar uçuyor canlarım. Kendinizi sevin, hayatı sevin ve sevdiğiniz yerlerde, sevdiğiniz insanlarla vakit geçirin. Benim kalbim her zaman biraz Bakırköy’de atacak. Sizin de kalbinizin attığı o özel yerleri yorumlarda benimle paylaşmanızı çok isterim.

Kocaman öpücükler ve bol kahkahalarla,
Sizin Ebru’nuz.

Scroll to Top